Перевод: с турецкого на немецкий

с немецкого на турецкий

not etmek

  • 1 not

    not <- tu> Notiz f; Note f, Zeugnis n, Zensur f;
    (-den) not almak sich (D) Notizen machen (von D); eine (z.B. gute) Note bekommen (in D);
    not atmak eine Arbeit benoten;
    -e not bırakmak eine Nachricht hinterlassen (z.B. auf dem Anrufbeantworter);
    not defteri Notizbuch n;
    -i not düşmek, -i not etmek notieren A; sich (D) aufschreiben A;
    not kırmak eine schlechte Note geben;
    not tutmak schriftlich festhalten (z.B. Rede); mitschreiben;
    not vermek ein Gutachten abgeben;
    -e notunu vermek jemandem die verdiente Note geben

    Türkçe-Almanca sözlük > not

  • 2 not

    not s
    1) Notiz f
    \not almak Notizen machen
    \not etmek notieren
    \not tutmak mitschreiben
    2) schule Note f, Zensur f
    birine iyi/kötü \not vermek jdn gut/schlecht benoten
    3) Anmerkung f
    \not düşmek anmerken

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > not

  • 3 kaydetmek

    vt
    1) eintragen (-e in), registrieren
    çocuğu okula \kaydetmek das Kind zur Schule anmelden, das Kind einschulen
    2) ( sesi, resmi) aufnehmen, aufzeichnen
    3) ( not etmek) notieren
    4) ( belirtmek) bemerken
    şunu kaydedeyim ki... ich darf bemerken, dass...
    5) ( başarı) verzeichnen
    gol \kaydetmek Tore erzielen
    6) hesaba borç \kaydetmek das Konto belasten

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > kaydetmek

  • 4 baş

    baş s
    1) ( kafa) Kopf m; ( ser) Haupt m
    \baş döndürücü Schwindel erregend
    \baş göstermek sich zeigen; ( ortaya çıkmak) auftreten
    birini \baş göz etmek ( fam) jdn unter die Haube bringen
    \baş kaldırmak sich auflehnen (-e gegen), revoltieren (-e gegen); ( isyan etmek) rebellieren (-e gegen)
    \başım dönüyor mir ist schwindelig
    birinin \başına bir hâl gelmek jdm stößt etw zu
    bir şeyden \başını alamamak sich vor etw nicht retten können
    birinin \başını bağlamak ( fam) jdn unter die Haube bringen
    \başını sokacak bir yeri olmak ( fig) o ( fam) ein Dach über dem Kopf haben
    \başını taştan taşa çarpmak ( fig) (etw) bitter bereuen
    işi \başından aşkın olmak ( fig) o ( fam) bis über beide Ohren in Arbeit stecken
    2) ( topluluğu yöneten kimse) Oberhaupt m
    bir devletin \başı der Oberhaupt eines Staates
    3) ( başlangıç) Anfang m, Beginn m
    \başından beri/itibaren von Anfang an
    \başından sonuna kadar von Anfang bis Ende
    \baştan von Anfang an
    \baştan \başa von Anfang bis Ende
    gelecek haftanın \başında Anfang nächster Woche
    mayıs \başında Anfang Mai
    yılın \başında am Anfang des Jahres
    4) anat (meme \başşı) Warze f
    5) naut Bug m
    geminin \başı bocaya/orsaya kaçıyor der Bug des Schiffes dreht nach Lee/Luv
    6) (\başbakan) Präsident(in) m(f); (\başhekim) Chef m; (\başmakale) Leit-; (\başmüfettiş) Ober-; (\başsavcı) Ober-, General-; (\başrol) Haupt-
    7) ( unpers)
    bir şeye \baş almak für etw Zeit finden
    bir kimseyle/şeyle \baş edebilmek ( fam) mit jdm/etw fertig werden
    bir kimseyle/şeyle \başa çıkmak mit jdm/etw fertig werden
    \başı belaya girmek ( fam) in Teufels Küche kommen
    \başı dara düşmek in Not geraten
    \başımla beraber! ( seve seve) gern(e) !; ( memnuniyetle) mit Vergnügen!
    \başın sağ olsun! mein aufrichtiges Beileid!
    birinin \başına binmek [o çıkmak] ( fig) o ( fam), jdm aufs Dach steigen
    birinin \başına bir şey gelmek jdm etw passieren
    birinin \başını belaya sokmak ( fam) jdn in Teufels Küche bringen
    dün \başıma bir şey geldi gestern ist mir etw passiert

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > baş

  • 5 bela

    bela [-laː] Unglück n; Unheil n; Strafe f, Heimsuchung f;
    b-nin başına bela açmak jemandem große Unannehmlichkeiten bereiten;
    bela çıkarmak Streit anfangen, Unheil stiften;
    bş-i b-nin başına bela etmek jemandem etwas aufhalsen;
    -e bela okumak verfluchen A;
    namus belasına wegen des guten Rufes;
    belaya çatmak oder belayı bulmak in Not geraten;
    belayı gör ki zu allem Übel;
    bin (oder güç) bela mit Müh und Not

    Türkçe-Almanca sözlük > bela

  • 6 muhtaç

    muhtaç [ɑː] <- > bedürftig, Not leidend;
    -e muhtaç etmek jemanden veranlassen, das Nötige zu besorgen;
    -e muhtaç olmak brauchen A, nötig haben A, bedürfen G;
    tamire muhtaç reparaturbedürftig

    Türkçe-Almanca sözlük > muhtaç

  • 7 yasak

    yasak <- ğı> verboten; Verbot n;
    yasak bölge Sperrgebiet n;
    yasak edilme Verbot n, Untersagung f;
    yasak etmek v/t verbieten, untersagen;
    yasak savmak zur Not genügen;
    yasak yayın verbotene Publikation;
    durma yasağı Halteverbot n;
    park yasağı Parkverbot n

    Türkçe-Almanca sözlük > yasak

См. также в других словарях:

  • not etmek — not olarak yazmak, kaydetmek Bunu not edin de unutmayın …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • not — is., Fr. note 1) Bir şeyi hatırlamak için yazılan kısa yazı Kitaplardan birinin kenarına bir not yazmışsın. R. N. Güntekin 2) Okullarda öğrencinin dersle ilgili bilgi ve beceri düzeyini göstermek üzere öğretmenlerce verilen sayı, derece 3) mec.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • derkenar etmek — bir kitabın sayfalarının veya yazının kenarına not düşmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaydetmek — i, e, der, Ar. ḳayd + T. etmek 1) Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek 2) Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek Çocuğu okula kaydetmek. Nüfusa kaydetmek. 3) Hatırlamak için yazmak, not …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Imadaddin Nasimi — Nesimi redirects here. For places in Azerbaijan, see Nəsimi (disambiguation). This article is about the 14th century Sufi poet. For the 17th century Alevi Shi a poet, see Kul Nesimi. Nasimi statue in Baku, the capital of Azerbaijan ‘Alī ‘Imādu d… …   Wikipedia

  • Deep state — The Deep state (Turkish: derin devlet) is alleged to be a group of influential anti democratic coalitions within the Turkish political system, composed of high level elements within the intelligence services (domestic and foreign), Turkish… …   Wikipedia

  • numara — is., İt. numero 1) Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam Kitap sayfasının numarası. 2) Ölçü Ayakkabısının numarasını gizliyor. 3) Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı 4) Öğrenciye… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Meskhetian Turks — Ahıska Türkleri / Meskhetian Turks / Ahısqa Türkləri Total population c. 400,000[1] 500,000[2][3] 629,000[4] …   Wikipedia

  • ezberlemek — i Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, ezber etmek, hıfzetmek Bunları üşenmeden okuyor, not ediyor hatta ezberliyor, böylelikle kendi kendimi yetiştirdiğime inanıyordum. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ifade — is., Ar. ifāde 1) Anlatım Güzel bir ifade. 2) Deyiş, söyleyiş Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım. S. M. Alus 3) Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iyi — sf. 1) İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay 2) Bol, yararlı, kazançlı İyi yağmur yağdı. 3) Çok İyi para kazandı. 4) Uğurlu, hayırlı, iyilik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»